"If the cell becomes aware, metabolism collapses..."
Şekiller bir anlam kazanmaya başlıyor yavaştan. İzinsiz ve arsız bir şekilde camdan içeri girmeye çalışan sarışın bir çocuk var. Bıkmıyor beni rahatsız etmekten. Tek yapabileceğim gitmesini beklemek. Yatağımın başında Berlin Flarmoni Orkestrası duruyor. Böyle vakitlerde onlar bile beynimin içinde dolanan hamamböcekleri olmaktan öteye gidemiyor. Burnumdan çıkarıp kavanoza koyuyorum böcekleri. Kırmızı, siyah, yeşil, beyaz, sarı -renkler hakim gözlerime(özellikle de kırmızı). Boğazım yanıyor, yalnızlığım daha da gözüme batıyor, alışmaya çalışıyorum olmuyor,ben de tatlandırmaya çalışıyorum biraz, ters düşüyorum kendime. Gerçekleştirmem gereken eylemi elimden geldiğince ihtiyatlı yapıyorum. Her şey parçalanıyor ve parmaklarımın arasından ayaklarımın altındaki boşluğa karışıyor.Bunun olmasını istemiyorum pek, elimden geldiğince engel olmalıyım, hakim olmalıyım çevremdekilere! Benden uzaklaşmaya çalışmalarını garip karşılamıyorum doğrusu. Bir kez olsun duvarda duran tablonun şeklini almamayı dilerdim ama hücrelerime söz geçiremiyorum. Kendime bu kadar uzaklaştığımı, yabancılaştığımı hatırlamıyorum. İçgüdüsel bir şekilde bunun da önüne geçmek üzere bedenimden dışarı adım atıyorum, kırışmasın diye de askıya asıyorum bedenimi.
Notalar uçup gidiyor penceremden, sarışın çocuk hiç yapmadığı kadar sırıtıyor karşımda. Garip garip bakıyorum suratına -bakmak denirse tabi. Gözleirmi acıtıyor sarılığı. Başımı çevirmek zorunda kalıyorum. Daha tam olarak görebilmiş değilim yüzünü -hep o gülümsemesi yüzünden; bembeyaz, beynin derinliklerine işleyen. Aslında artık bir yüzü olmadığını düşünmeye başladım. Normal olmak güzel. Verilmesi gereken tepkiler vermek. Görülmeyeni ya ateşli bir biçimde inkar etmek ya da bütün benlikle savunmak. Eldivenlerim ellerimde. Beyaz ve temizler. Tıpkı mektup zarfları gibi, tek bir farkla. Eldivenler olmaları gerektiği yerde ama zarflar değil. Kelimeler keza. İçi boş konuşma balonları. Ya da kelimeler de beyaz ve insanlar beyazın tonlarını ayırt edebilecekleri şekilde programlanmışlar. Bendeyse büyük bir üretim hatası var. Belki de düşük bir modelim, kim bilebilir ki, yığınla olasılık mevcut.BÖCEKLER!
-KÜÇÜK BİR CİNNET ANI LÜTFEN HATTA KALIN-
Kavanoza kapamak için yeni türler. Yuppi! Gözüm yine tabloya takılıyor, ne yapacağımı bilemez halde dikiliyorum önünde, içimde bir şeyler ayaklanıyor, ne algılayabiliyorum ne de başa çıkabiliyorum bununla. Sadece renklerin ve çizgilerin geçmesine izin veriyorum gözlerimin önünden. Kurtulmalıyım elinden, düşüncelerinden, hareket etmeliyim,başka şeyler düşünmeliyim. Gerçek şu ki; 'ayıplanmayacağımı', garip görünmeyeceğini bilsem (gerçi benim gibi birinin garip görünmemek istemesi pek ironiktir) beynimden o kadar çok düşünce geçiyor ki. Ama bu doğama aykırı. Konuşamam.Onlardan kopamayacak kadar aşığım zincirlerime.
Gidip benedimi giymeliyim acilen. İşkenceye biri son vermeli.
Askıdan alıyorum kendimi. Perdeleri kapatıyor ve maskemi değiştiriyorum. Bu ikiyüzlülük daha ne kadar devam edebilir, kimsenin -böceklerimin bile- verebilecek bir cevapları yok.
Yeniden renkler. Bu seferki grup biraz daha değişik, grubun çoğunluğunu kahverengi kırmızı ve yeşil oluşturuyor amaparlak değiller. Bu pastel tonlar bana yokoluşu hatırlatıyor ansızın. Varlığın büyük bölümünü oluşturan su varlıktan çekilir, diğerlerininkine katılır ve ruhunuzu, beyninizi besler hale gelir.
Sarışın çocuk yavaş yavaş kovuğuna çekiliyor. Ee, ne de olsa rahatsız etmesi gereken başka bedenler, beyinler ve gülümsemesi gereken tonlarca böcek var. Keşke onun için özel olabilsem. Saedece benim böceklerime gülse mesela. Ama biliyorum ki imkanı yok bunun. Ve özel olamayacağımı anladıkça daha çok özlüyorum geceyi, daha çok korkuyorum aydınlıktan. Acımasızca onu hatırlatıyor her şey...
Yine de başa çıkabilirim bununla diye düşünüyorum. Ne de olsa bunun için programlanmışız.
Kendimi kana bulamayı planlıyordum ki kapı çaldı. Beklendiği üzere açtım. Gelen adamı tanımıyordum. Bir şeyler anlatmaya başladı bana. O an onu gerçekten dinlemek istedim ama başaramadım, beynim geçici olarak tatile çıkmış olmalıydı ya da düşünmeyi reddediyordu. Tek yapabildiğim karşıma mal mal bakmak oldu. Bir süre sonra adamın soru işaretleriyle parlayan gözlerini gördüm. Sanıyorum konuşması bitmiş, üstüne de bana soru sormuştu. Kalan son gücümle 'Afedersiniz, sorunuzu kaçırdım.' dedim. 'Ürünü almayı düşünüyor musunuz? Oldukça hesaplı çünkü.' dedi. Nezaket kuralları çerçevesinde geri çevirerek satıcıyı, yeniden yalnızlığıma gömüldüm.
Neil Hannon salondaki sehpanın üzerine bağdaş kurarak oturmuş Our Mutual Friend'i söylüyor. Kırışıklarımı kontrol ediyorum. Yerlerindeler.
Ben de karşısındaki koltuğa oturuyorum. artık hiçbir şey için gücüm kalmadı. Sarışın çocuk tamamen bana bıraktı beni. Kendimi düşünüyorum. Nasıl hücrelerime yenik düştüğümü, onların himayesi altında olduğumu. Bir vakitler hücreler arası ısvıda Ca ve K gibi iyonların olduğunu öğrenmiştim. Bu sayede zarları negatif yüklü olan hücreler bir arada durabiliyormuş. 'Yani,' demişti makale yazarı, 'bütün sıvıyı bir anda çekilebilseydi vücut dağılır ve bir hücre yığını hale gelirdi.' Bu sıvıyı vücudumdan çekmenin bir yolunu aradım, odamdaki şifonyerin 3. çekmecesinde buldum.
Saçlarımın morluğuna karışan kızıl bir hücreler-arası-sıvı şimdi benden arta kalan. Bir de insanlığı ele geçirebilecek bilinçte bir hücre yığını...
Monday, January 7, 2008
Sunday, January 6, 2008
C.
Not1: Eros'un onu affetmesi, Psyche'nin iğrenç kişiliğini ve hastalıklı merakını örtebilir miydi?
Not2: İnsan kirli doğar ve yaptığı iyiliklerin tek amacı temizlenmektir!(ya da -meye çalışmak?)
Beyaz kalmak neden bu kadar önemli ya da önemli mi neden korkuyoruz siyahtan bilinmezliği çağrıştırdığı için olabilir mi peki bilinmezlik denen şey neden bu kadar iğrenç büyütmek mantıklı değil belli değilse değildir kurcalamamak gerekir set çekme eylemi çıkmalı beynin kıvrımlarından bir daha da girmemeli hayat seyrine bırakılmalı rol yapılmalı maskeler takılmalı bencil olmalı iğrenilmeli başkasının üstüne kusmalı bırak o temizlesin sana ne teşekkür edilmemeli karşıdakinin suratına dahi bakılmamalı ne gerek var kendini yorarsın boşu boşuna zengin olunmalı evli/çocuklu olunmalı avrupa kakası/pırtlar vadisi izlenmeli hafta sonu pikniğe gidilmeli fark ettirmeden ölünmeli arada bir insan öldürmeli rahatlama amaçlı kanın sıcaklığıyla huzur bulunmalı kolunu koparmalısın bunun üstüne ıyy iğrenç demeli insanlar aldırış etmemelisin hala umursanmıyor olabilirsin seni umursayacak bir insan evladı bulunmuyordur zaten evren üzerinde yalnızlığa mahkumsun anlayacağın tadını çıkarmaya bak ne sanmıştın ya milletin ağzının suyunun aktığı elmayı sen mi yiyecektin bir de onun da seni beklediğini sandın PEH gidip üç yaşındaki çocukları kandırmayı dene işe yarar belki o kadar rezilsin ki ben bile katlanamıyorum sana insanlar nasıl katlanıyor diyeceğim ki katlanmıyorlar ki yalnızsın ha ha ha tabi ki başka bir şey olmaz senden kim umursuyor ki seni aptal dibinde oturduğun kuyuyu bile hak etmiyorsun ya sen yararlanıyorsun eline yüzüne bulaştırıyorsun bırak bari milletin işine yarasın ah doğru ya önemseme sen onu seni kullanıyorlar zaten sen takıl bırak insanlar boyasın gözlerini gökkuşağının rengine kırmızı turuncu sarı yeşil mavi lacivert mor sen inanmaya devam et insanlara çakal mı dalga geçiyor olmalısın onlar arkadaşların senin canın ciğerin hiçbir şeye değişmeyeceğin kalbini açtın onlara imkanlarını da tabi zaten maddi şeyler ha sende olmuş ha onlarda ne değeri var onlarinsa hep bir mazeretleri var ama adı üstüne işte mazeret sen sevmeye umut etmeye devam et umut etmek diyorum ama yanlış anlama canımın içi pek sevgili BEN sakın hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğini düşünme aa tabi ki gerçekleşecek devam et devam tam gaz kendini kandırmaya kendini aslında farkındayım arada bir tek gözünü açıveriyorsun kerata seni ama üzme kendini izin vermezler buna seni isyana zorlayan şeytanın olmayı dilerdim ama yalnızca şeytanın olmayı başarabildim o yüzden çıkarlarımın yanındayım canım işin sonunda seninle beraber aynı muameleyi görürdüm ki bu canımı sıkar uyuyan güzelim benim buradan ne kadar da sevimli görünüyorsun bir de yalanların olmasa insanlara onları sevmediğin halde sevdiğini söylemesen özledim demesen ya da özlesen ve sevsen ne bileyim az biraz tutarlı olsan saçmalıyor muyum uyandırdım mı özür dilerim canım tatlı uykunu böldüm saçma sapan şeylerle tabi ki hep yanında olacağım seni bırakmak gibi bir düşüncem yok sarıl haydi bana ağla dök içini kus üstüme beni kirlet kendini as kollarımda bir kez daha ne çıkar canını kaybetmekten sağ ol benim için feda olsun demek aklıma dursun bu ilerde lazım olur NE sevmiyor muyum seni ah bebeğim yapma böyle neden uzaklaştın benden duymuyor musun beni haydi gel yanıma konuşmayacak mısın benimle keyfin bilir KALTAK sanki zerre kadar umrumdasın evet yalan söyledim sana tek istediğim kaburgalarını yarıp kalpleriyle oynadığım cnaım sıkılınca da bir kenara fırlatıverdiğim insanlar kervanına birini daha katmaktı itiraf ediyorum korkma benden biliyorum ilk defa sana bu kadar açık oluyor birileri ama yine de dehşete kapılma gidiyorsun demek ama kopamayacaksın benden keçi derisi gibi ilişkimiz üstüne kustukça ondan tiksindikçe daha da sıkılaşıyor yakınlaştırıyor bizi birbirimize ah bu da demektir ki sonsuza kadar benimlesin ölüm mü bilmiyorum o kelimenin anlamını uzun zaman önce silmiş olmalıyım beynimden bir ara büyük bir format yedim de hatırlarsın sen de ne olur ağlama kulaklarım hassastır yüksek desibele dayanamam eh evet aynen öyle kulaklarımı tırmalıyor sesin bakıyorum da sonsuza kadar ebraber olma fikri pek hoşuna gitti hah şöyle sakinleş biraz kolarını aç da omzuna yaslayayım başımı kokunu daha yakından duymuş olurum böylece biliyor musun böyle saçlarımla oynaman çok hoşuma gidiyor bir an için şaka şaka hayır bir şey söylemeyecektim en sevdiğin vazoyu kırmışsın evden çıkarken fark ettim neden yaptın bunu sinirden mi kim sinirlendirdi seni hatırlamıyor musun önemli değil o zaman hatırlamaya değecek biri değil unutalım bunu üstüne de cila çekelim istersen dursana şu köşede bildiğim bir yer var hem uzun zamandır yürüyorsun üşümüşsündür evet evet orası hiç gitmedin mi daha önce sessiz bir yerdir insanları da sevimlidir kimse rahatsız etmez seni burada üzügn olmak yakışmıyor sana toparla artık kendini bence çıkaramıyor musun içinden neyi ne olduğunu bilmediğin bir şeyi unutmak bu kadar zor olmamalı sen güleceğine söz ver ben de bu temizleme işini halledeceğime tamam mı söylemeliyim ki bakışların hoşuma gitmiyor neden kıpkırmızı oluverdin ki birden bu öfke neyin nesi korkutuyorsun beni SİAH mı bana neden doğrultuyorsun çek şunu burnumdan ne yapmaya çalıştığını bir anlasam beni öldürdüğünde sen de öleceksin biliyorsun bunu değil mi amacın ünlü olmaksa sorun değil inan ayarlanır sinirlenme ya gözlerinden alevler fışkırıyor daha önce hiç böyle görmemiştim seni tamam tamam ne olur affet beni eski halimize dönelim yalvarıyorum sana kızma bana olur mu seni seviy...
Not3. Silah kullanmak kötüdür ve yaratmadığımız şeyleir öldürme hakkımız yoktur.
Not4.Midem bulanıyor.
Not5.Benliklerin çoğulluğu bana her zaman acı vermiştir. Kimi günler bunu zenginlik olarak adlandırıyorum, kimi günler de bir hastalık, kanser gibi tehlikeli bir yayılma olarak görüyorum. Önceleri, çevremdeki tüm insanların tek bir bütünde toplanmış olduğunu düşünüyordum. Oysa 'ben' bir yığın 'benlik'ten, parçalardan oluşmuş gibiydim. Çocukken yalnızca tek bir yaşamımız olduğunu keşfettiğimde altüst olduğumu hatırlıyorum. Sanki deneyimlerimi çoğaltarak bunu telafi etmek istiyordum... - Anais NIN
Not2: İnsan kirli doğar ve yaptığı iyiliklerin tek amacı temizlenmektir!(ya da -meye çalışmak?)
Beyaz kalmak neden bu kadar önemli ya da önemli mi neden korkuyoruz siyahtan bilinmezliği çağrıştırdığı için olabilir mi peki bilinmezlik denen şey neden bu kadar iğrenç büyütmek mantıklı değil belli değilse değildir kurcalamamak gerekir set çekme eylemi çıkmalı beynin kıvrımlarından bir daha da girmemeli hayat seyrine bırakılmalı rol yapılmalı maskeler takılmalı bencil olmalı iğrenilmeli başkasının üstüne kusmalı bırak o temizlesin sana ne teşekkür edilmemeli karşıdakinin suratına dahi bakılmamalı ne gerek var kendini yorarsın boşu boşuna zengin olunmalı evli/çocuklu olunmalı avrupa kakası/pırtlar vadisi izlenmeli hafta sonu pikniğe gidilmeli fark ettirmeden ölünmeli arada bir insan öldürmeli rahatlama amaçlı kanın sıcaklığıyla huzur bulunmalı kolunu koparmalısın bunun üstüne ıyy iğrenç demeli insanlar aldırış etmemelisin hala umursanmıyor olabilirsin seni umursayacak bir insan evladı bulunmuyordur zaten evren üzerinde yalnızlığa mahkumsun anlayacağın tadını çıkarmaya bak ne sanmıştın ya milletin ağzının suyunun aktığı elmayı sen mi yiyecektin bir de onun da seni beklediğini sandın PEH gidip üç yaşındaki çocukları kandırmayı dene işe yarar belki o kadar rezilsin ki ben bile katlanamıyorum sana insanlar nasıl katlanıyor diyeceğim ki katlanmıyorlar ki yalnızsın ha ha ha tabi ki başka bir şey olmaz senden kim umursuyor ki seni aptal dibinde oturduğun kuyuyu bile hak etmiyorsun ya sen yararlanıyorsun eline yüzüne bulaştırıyorsun bırak bari milletin işine yarasın ah doğru ya önemseme sen onu seni kullanıyorlar zaten sen takıl bırak insanlar boyasın gözlerini gökkuşağının rengine kırmızı turuncu sarı yeşil mavi lacivert mor sen inanmaya devam et insanlara çakal mı dalga geçiyor olmalısın onlar arkadaşların senin canın ciğerin hiçbir şeye değişmeyeceğin kalbini açtın onlara imkanlarını da tabi zaten maddi şeyler ha sende olmuş ha onlarda ne değeri var onlarinsa hep bir mazeretleri var ama adı üstüne işte mazeret sen sevmeye umut etmeye devam et umut etmek diyorum ama yanlış anlama canımın içi pek sevgili BEN sakın hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğini düşünme aa tabi ki gerçekleşecek devam et devam tam gaz kendini kandırmaya kendini aslında farkındayım arada bir tek gözünü açıveriyorsun kerata seni ama üzme kendini izin vermezler buna seni isyana zorlayan şeytanın olmayı dilerdim ama yalnızca şeytanın olmayı başarabildim o yüzden çıkarlarımın yanındayım canım işin sonunda seninle beraber aynı muameleyi görürdüm ki bu canımı sıkar uyuyan güzelim benim buradan ne kadar da sevimli görünüyorsun bir de yalanların olmasa insanlara onları sevmediğin halde sevdiğini söylemesen özledim demesen ya da özlesen ve sevsen ne bileyim az biraz tutarlı olsan saçmalıyor muyum uyandırdım mı özür dilerim canım tatlı uykunu böldüm saçma sapan şeylerle tabi ki hep yanında olacağım seni bırakmak gibi bir düşüncem yok sarıl haydi bana ağla dök içini kus üstüme beni kirlet kendini as kollarımda bir kez daha ne çıkar canını kaybetmekten sağ ol benim için feda olsun demek aklıma dursun bu ilerde lazım olur NE sevmiyor muyum seni ah bebeğim yapma böyle neden uzaklaştın benden duymuyor musun beni haydi gel yanıma konuşmayacak mısın benimle keyfin bilir KALTAK sanki zerre kadar umrumdasın evet yalan söyledim sana tek istediğim kaburgalarını yarıp kalpleriyle oynadığım cnaım sıkılınca da bir kenara fırlatıverdiğim insanlar kervanına birini daha katmaktı itiraf ediyorum korkma benden biliyorum ilk defa sana bu kadar açık oluyor birileri ama yine de dehşete kapılma gidiyorsun demek ama kopamayacaksın benden keçi derisi gibi ilişkimiz üstüne kustukça ondan tiksindikçe daha da sıkılaşıyor yakınlaştırıyor bizi birbirimize ah bu da demektir ki sonsuza kadar benimlesin ölüm mü bilmiyorum o kelimenin anlamını uzun zaman önce silmiş olmalıyım beynimden bir ara büyük bir format yedim de hatırlarsın sen de ne olur ağlama kulaklarım hassastır yüksek desibele dayanamam eh evet aynen öyle kulaklarımı tırmalıyor sesin bakıyorum da sonsuza kadar ebraber olma fikri pek hoşuna gitti hah şöyle sakinleş biraz kolarını aç da omzuna yaslayayım başımı kokunu daha yakından duymuş olurum böylece biliyor musun böyle saçlarımla oynaman çok hoşuma gidiyor bir an için şaka şaka hayır bir şey söylemeyecektim en sevdiğin vazoyu kırmışsın evden çıkarken fark ettim neden yaptın bunu sinirden mi kim sinirlendirdi seni hatırlamıyor musun önemli değil o zaman hatırlamaya değecek biri değil unutalım bunu üstüne de cila çekelim istersen dursana şu köşede bildiğim bir yer var hem uzun zamandır yürüyorsun üşümüşsündür evet evet orası hiç gitmedin mi daha önce sessiz bir yerdir insanları da sevimlidir kimse rahatsız etmez seni burada üzügn olmak yakışmıyor sana toparla artık kendini bence çıkaramıyor musun içinden neyi ne olduğunu bilmediğin bir şeyi unutmak bu kadar zor olmamalı sen güleceğine söz ver ben de bu temizleme işini halledeceğime tamam mı söylemeliyim ki bakışların hoşuma gitmiyor neden kıpkırmızı oluverdin ki birden bu öfke neyin nesi korkutuyorsun beni SİAH mı bana neden doğrultuyorsun çek şunu burnumdan ne yapmaya çalıştığını bir anlasam beni öldürdüğünde sen de öleceksin biliyorsun bunu değil mi amacın ünlü olmaksa sorun değil inan ayarlanır sinirlenme ya gözlerinden alevler fışkırıyor daha önce hiç böyle görmemiştim seni tamam tamam ne olur affet beni eski halimize dönelim yalvarıyorum sana kızma bana olur mu seni seviy...
Not3. Silah kullanmak kötüdür ve yaratmadığımız şeyleir öldürme hakkımız yoktur.
Not4.Midem bulanıyor.
Not5.Benliklerin çoğulluğu bana her zaman acı vermiştir. Kimi günler bunu zenginlik olarak adlandırıyorum, kimi günler de bir hastalık, kanser gibi tehlikeli bir yayılma olarak görüyorum. Önceleri, çevremdeki tüm insanların tek bir bütünde toplanmış olduğunu düşünüyordum. Oysa 'ben' bir yığın 'benlik'ten, parçalardan oluşmuş gibiydim. Çocukken yalnızca tek bir yaşamımız olduğunu keşfettiğimde altüst olduğumu hatırlıyorum. Sanki deneyimlerimi çoğaltarak bunu telafi etmek istiyordum... - Anais NIN
Subscribe to:
Posts (Atom)
