Wednesday, August 13, 2008

I.

"Zaten ne çirkin olur şu upuzun burundan yere düşmesi,
billur gibi bir gözyaşının?"

~Cyrano de BERGERAC



Sen de gökyüzüne bakıyor musun acaba şu an? Kabul etmek durumundayım, bu düşük bir ihtimal ama yine de bir ihtimaldir çoğu zaman insanı harekete geçmekten alıkoyan. Ve harekete geçmek ne yazık ki her zaman "iyi" sonuçlar doğurmaz.

Her tarafım kan ve irin kaplı, kendimden tiksiniyorum senin yanında. Yanlış anlama; sana özel değil bi duygu -üstüne alınmadın umarım- sanırım bu kadar pürüzsüz görünmenden kaynaklanıyordur, bilemiyorum.

Sana bir kılıç doğrultmamın sebebini çözebilmiş değilim, belki kirletmeme arzusu, belki yenilgi korkusu; sanıyorum senş yenmekten bile korkuyordumç Yenmekle yenilmek arasında küçük bir fark vardır çünkü; iki sonuçta da hayatın durumu değişir ve acı çeker, uğraşırsınız, sadece yenilgide yendiğinizde acıdığından biraz daha acır canınız. Ama sanırım bunlar çok da önemli değil. Eh, bu da en iyi yazılarımdan biri değil.

Ucunu göremediğim (hatta sadece varış noktasını değil, yolun kendisini de kestiremediğim) bir yolcukuğa çıkıyorum. Haritam yok, hiçbir şey net değil içimdeki çocuktan başka. Yaptığımın delilik olduğunun da farkındayım. Ne yaparsın, annemin karnından çıkmaya çalışırken kafamı böbreklerine çarptığımdan mıdır nedir, o zamandan beri yaptığım hiçbir hareket tutarlı değil.

Kıskanıyorum seni.

Lanet.




06.06.08//05:16

No comments: